12 Ağu 2016
Ağustos 12, 2016

Hicrette Hz. Ebû Bekir (Radıyallâhu Anh)

0 Yorum

Resûl-i Ekrem Efendimiz’in Hilâfet İçin İşaretleri Kâsım Muhammed bin Ebî Bekir –radıyallahu anh- der ki: Bir gün Âişe –radıyallahu anha- şiddetli baş ağrısına tutulduğundan ölüme sebep olacağına işareten “Vay başım” demesi ile Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: – “Şâyet sen benim hayatımda vefât edersen ben senin için istiğfar eylerim,” buyurdu. Âişe (r. anha) bu kelâmdan.. devamı →

12 Ağu 2016
Ağustos 12, 2016

Belâ ve Musîbetlere Sabır

0 Yorum

Kıymetli Kardeşlerim! “Men arafe” (‘Nefsini bilen Rabbini bilir’) hadîsinin sırrına mazhar olanlara O’ndan gelen her cefâ, gül bahçesinde gül koklamak gibidir. Allah belâyı, mihneti, sıkıntıyı sevdiği kullarına verir. Bostancının biri Hz. Mûsâ’nın (as) yolunu kesmiş. “Benden Rabbime selâm söyle” demiş. Kelîmullâh olan Mûsâ Peygamber huzûrullâha bu kulun selâmını iletmiş ve kendisine “Benden de o kuluma.. devamı →

Kıymetli kardeşlerim! Bir Hadîs-i şerifte Fahr-ı Kâinât Efendimiz (sav): “Din nasîhattir, din nasîhattir, din nasîhattir.” buyuruyor. Din, nasîhatle kuvvetlenir. Onun için Allâh’ın velî kulları hep dostlarından nasîhat istemişler. İbrâhim Ethem anlatıyor: Evime birtakım misâfirler geldi. Onların büyüklerden olduğunu anladım ve bana biraz nasihat edin, dedim. Onlar da “Sana yedi şeyi tavsiye ediyoruz” dediler: Her kimin.. devamı →

09 Ağu 2016
Ağustos 9, 2016

İki Âlemde Cennet

0 Yorum

Yûnus Emre, cehennemde ateş görmeyince sorar Mâlik’e. “Hani burada ateş görülmüyor” deyince Mâlik, cehennemin kapıcısına, o da der ki: “Burada dağdan kesilip getirilen tomruklar yanmaz. Herkes kendi ateşine yanar.” Kâfirler küfür, münâfıklar nifak, âsîler isyan ateşinde yanar. Mü’minler îmân, müttakîler takvâ, mukarrebun zümre Hakk’a kurbet/yakınlık nûruyla aydınlanırlar. İnanan mü’minlerle, inanmayanların hâlini Cenâb-ı Hakk şöyle beyân.. devamı →

09 Ağu 2016
Ağustos 9, 2016

İnsan ve Tabiat

0 Yorum

İnsanla kâinâtın iç içe oluşu Kur’ân-ı Kerîm’in sûrelerinin adlarında bile apaçık görülmektedir. Fil sûresi, Ankebut örümcek, Neml karınca, Nahl arı, Bakara inek gibi hayvânâtın isimleri verilmiştir sûrelere. Sûre-i Celîleler’de geçen hayvan isimleri de pek çoktur. Yeryüzündeki, arz ve semâdaki trafiğe, yeraltı gemilerine, insansız uzaktan kumanda edilen uçaklara, balistik Füze tarzı nükleer füzelere, daha sayamayacağımız birçok vâsıtalara.. devamı →

Yüce tarîkat kardeşlerimize daha doğrusu bütün din kardeşlerime arz ve ifâde olunur ki her şeyden ziyâde ümmetin dünyevî ve uhrevî saadeti, selâmet ve ebedî selâmetlerini dikkate alan, kâinâtın yaratılış sebebi ve varlıkların övünç vesîlesi aleyhi’s-salât u vesselâm Efendimiz Hazretleri; ‘İnsanlar helâk olmuşlardır. Ancak âlimler müstesnâ. Âlimler helâk olmuşlardır, ilmiyle amel edenler müstesnâ. İlmiyle amel edenler.. devamı →

Sonra ben yine kapıya avdet edip oturdum yine biraderimin gelmesini Cenab-ı Hak murad ederse getirir diye temennî eylemekte iken bahçenin kapısı tahrik edildi, sallandı. Ben: – “Bu kimdir?” dedim. Cevâben: – Osman bin Affan’ım, dedi. Sonra ben: – Dur, biraz bekleyin istîzan edeyim, dedim. Rasûlullah (sav) Hazretlerine gidip onu haber verdim. Rasûlullah (sav) Hazretleri biraz.. devamı →