Tarikatı

931511162248766_1258146073 Elif Efendi, Hasirizâde Tekkesi’nin beşinci şeyhidir. Burada Elif Efendi’nin atalarını ve onların tarikatlarını belirtmek yerinde olacaktır. Şeyh Halil Efendi: Hakkında bilgimiz sınırlıdır. XVIII. yy. başlarında Mısır’ın Demenhur şehrinden ticaret yoluyla İstanbul’a gelip Kasımpaşa’ya yerleşmiştir. Şeyh Halil Efendi’nin oğullarından Emin Ağa hasır ticareti ile uğraşmış, saraya “hasırcıbaşı” olmuştur. Şeyh Halil Efendi ise vaktinin çoğunu onun dükkânında geçirdiği için “Hasırcı Şeyh Halil” namıyla tanınmıştır. Bu sebeple Hasirizade Tekkesi’nin kurucusu Mustafa İzzi de “Hasirizâde” nispetiyle meşhur olmuştur. [51]Şeyh Mustafa İzzi (?-1239/1824): Babası Halil ed-Demenhûrî’dir. Agabeyi Hasırcıbaşı Emin Ağa’dır. Tarikatı ticarete tercih etmiştir. [52] Taşlıburun (Lâgerî) Tekkesişeyhi Süleyman Sıtkı Efendi’nin damadı ve halifesidir. Eskiden Cağferâbâd Tekkesi’nin bulunduğu yere –Sütlüce’de- 1787 yılında II. Mahmut tarafından Sâdî Dergâhı yapılmış, [53] Mustafa İzzî Efendi de burada şeyh olmuştur. 1795 yılında III. Selim’in teşebbüsü ile Halıcıoğlu’nda kurulan “Mühendishâne-i Berr-i Hümâyun”un açılış töreninde duada bulunmuş, okulun her tamir ve yeniden inşasında Sütlüce şeyhlerinin dua etmeleri âdet olmuştur. Yerine oğlu Süleyman Sıtkı Efendi’yi bırakmıştır. Şiirle ilgilendiği bilinmektedir. [54] Sa’diyye, Şaziliyye ve Mevleviyye’ye nispeti vardır. [55Şeyh Süleyman Sıtkı Efendi (1796-1837): Şeyh Mustafa İzzi Efendi’nin oğludur. “Şeyh Sülün” lahabıyla meşhur olmuştur. Babasının vefâtından altı sene sonra 1259/1843 yirmi dokuz yaşında şeyh olmuştur. Kürsü şeyhliğinde bulunmuş, II. Mahmut’un teveccühünü kazanmıştır. [56 II. Mahmut’un bir fermanıyla Rufâiyye, Bedeviyye, Sa’diyye tarikatlarına münhasır olmak üzere “Şeyhü’l-meşâyıh” tayin edilmiştir. [57] Sa’diyye’ye, Nakşibendiyye’ye, Gâlip Dede vasıtasıyla Mevleviyye’ye nispeti vardır. [58]
Kendisi bizzat Mevlevi sikkesi giyerek, dervişlerine de giydirmeye mezun olmuştur. Çeşitli konularda makaleleri ve bir divançesi vardır. Tekkenin son günlerine kadar âyinlerde okunan ilâhilerin başında, sözlerinin Süleyman Sıtkı Efendi’ye ait olan cumhur ilâhisi gelirdi. Türbede babasını yanında gömülüdür. [59]

Şeyh Ahmet Muhtar Efendi (1236/1821-1319/1901): Şeyh Süleyman Sıtkı Efendi’nin küçük oğludur. Sa’diyye hilâfeti babasından, hırkası halasının oğlu Şeyh Ataullah Efendi’dendir. [60]

12-19-Tasavvufi-Bir-Kavram-Olarak-6Hâce Hüsameddin Efendi’den (ö.1281/1864) Mesnevî dersi görmüştür. Daha sonra Hemdem Çelebi (ö.1275/1859) zamanında, Mehmed Dede (ö.1274/1858)’den Mevleviyye Tarikatı hilâfeti almıştır. [61] İbrahim Berâde’den Şâzilî hilâfeti almıştır. Sa’diyye tarikatının piri Sa’dettin-i Cibâvî’nin soyundan gelen Şeyh Yunus Şeybânî İstanbul ziyaretinde Hasîrîzâde Tekkesi’nde misafir kalmış, yalnız Şeybânî soyundan gelenler arasında âdet olan beyaz sikke giymek ve beyaz destar sarmak için Şeyh’e müsaade vermiştir. Babası Rıza Efendi ile beraber 1837’de şeyhliğe başlamıştır. 1297/1880 senesinde hacca gitmiş, yerine oğlu Elif Efendi’yi bırakmış, döndükten sonra inziva içinde yaşamıştır. Kabri, türbede ailesinin yanındadır. Şiirle ilgilenmiş, ilim ve irfan sahibi bir kimse olarak anılmıştır. [62]

Şeyh Hasan Rıza Efendi (1229/1813-1303/1886): Şeyh Süleyman Sıtkı Efendi’nin oğludur. Kardeşi ile birlikte şeyhlik görevini üstlenmiştir. Çok cezbeli bir yaratılışta olan Hasan Rıza Efendi, 1864’te şeyhliği bırakarak Üsküdar’da bir evde inzivaya çekilmiş, 1884’te vefat etmiş ve tekkedeki türbeye gömülmüştür. Şiirleri olduğu bilinmektedir. [63] Mevleviye ve Şaziliyeye de intisabı vardır. [64]

Şeyh İsmail Necâ Paşa (1234/1818-1314/1896) Süleyman Sıtkî’nin oğludur. Hüseyin Vassaf’ın ifadesi ile “sahibü’s-sey ve’l-kalem” bir zattır. Babasından hilâfet almış fakat meşihata geçmemiştir. Kabri, Yusuf Sîneçâk’ın yakınındadır. Türkçe ve Farsça şiirleri vardır. [65]

Anlaşıldığı üzere Hasirizâde Tekkesi, Sâdiyye tarikatının tekkesi olsa da buradaki şeyhler başka tarikatlardan da icâzet almış kişilerdir. Tekkenin “âyin günü” çarşambadır.[66]

Dergâhın son şeyhi Elif Efendi dört tarikatten icazet almış bir şeyhtir. Bunların ilki Şabaniyye’dendir. 1287’de Şam’dan İstanbul’a gelen Şeyh Yunûs b. Ömer es-Sa’lebi eş-Şeybânî Hasirîzâde tekkesinde misâfir olmuş, kendisine hizmet eden Elif Efendi’ye Şabânîyye’den [67] hilafet vermiş, Şeybânî soyundan gelenlera has olan beyaz sikke [68] ve beyaz destarı 69 hediye etmiştir. [70]

Şazeliyye’nin [71] Medeniyye kolundan Şeyh Muhammed Zâfir el-Medenî’nin72 (ö.1321/1903) halifelerinden Şeyh İbrahim Berâdetü’l-Medenî’nin [73 İstanbul’a gelişlerinde Hasirizâde Tekkesi’nde misafir bulunmuş ve Elif Efendi’ye tarikat hilâfeti vermiştir. [74] 1297’de babası Ahmet Muhtar Efendi, hacca gidince oğlu Elif Efendi’ye Sa’diyye’den hilafet vererek onu yerine şeyh olarak bırakmıştır. [75] Elif Efendi’nin Divan’ında görülen ehl-i beyt sevgisini de bu yolla açıklayabiliriz. “Sâdi tarikatı mensupları, tarikatın esas merkezi olan Şam’da Emeviye Camii’nde Cuma namazından sonra ayin yaparlardı. Merkezdeki bu usulün yansıması olarak İstanbul’da Ayasofya Camii’nde – özellikle Kadir geceleri- Sâdî ayini yapılırdı. Ayasofya Camii’ndeki büyük levhalardan Hz. Ali’nin adının yazılı olduğu levhanın altı Sâdî Tekkesi olarak kabul edilirdi.” [7]6

1303’te Şeyh Osman Salahaddin Dede Efendi’den Mevleviyye [77] hilâfeti ve Mesnevi icâzeti almıştır. [78] Elif Efendi’nin kaynaklardaki fotoğrafının Mevlevî sikkesi ile çekilmiştir.