12 Haz 2017
Haziran 12, 2017

Peygamberimizin İrtihalinde

0 Yorum

Hz. Ebû Bekir, Peygamber Efendimiz’in (sav)  cesed-i mübarekini gördükten sonra hücreden çıkarken kendini teessüre kaptırmadı. İslâmiyetin vücûda getirdiği inkılâbı yaşatmak ve yükseltmek ve vahdeti muhafaza etmek, İslâmiyetin ilga eylediği câhiliyeti tekrar diriltmemek, İslâmiyetin nefhettiği hayatı idâme ve inkişâf ettirmek gayesinde idi. Hz. Ebû Bekir de bu işin tam ehli idi. Hz. Ebû Bekir’in ilk vazifesi.. devamı →

12 Haz 2017
Haziran 12, 2017

Peygamberimizin İrtihalinde

0 Yorum

Fahr-i Âlem (sav) Efendimizin irtihâli üzerine zevcât-ı tâhirat ağlamağa başladılar. İrtihâl haberi süratle yayıldı. Hz. Ebû Bekir geldi, kimseye bir söz söylemeden Hz. Âişe’nin hücresine girdi. Resûl-i Ekrem’in yattığı yere doğru ilerledi, mübârek yüzünü açtı. Emr-i Hakk vuku bulmuştu. Ebû Bekir eğildi ve Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin mübarek alnını öptü, gözlerinden yaşlar boşandı. –.. devamı →

Resûl-i Ekrem’in Vefâtında Sehl ibn-i Sa’d es-Sa’dî’den mervidir ki, Resûl-i Ekrem –sallallâhu aleyhi ve sellem-: – “Yâ Ebâ Bekir, ben makâmınızda, mihrabda sebât ediniz diye emretmiş iken niçin sebât etmediniz de geri çekildiniz?” buyurmuştu da buna karşın Ebû Bekir Sıddîk dahi: – “Yâ Rasûlallah! Ebû Kuhafezâde’ye yakışıyor mu ki, Resûl-i Ekrem –sallallâhu aleyhi ve sellem-‘e.. devamı →

Resûl-i Ekrem’in Vefâtında Resûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- hicretin onbirinci yılı Safer ayının 18-19. günü gece yarısı Cennetü’l-Bâkî’ye giderek orada medfûn bulunan sahâbileri ziyâret ile döndükten sonra mizâcında inhiraf hissetmişti. Beş gün sonra da hastalık kesb-i şiddet etmişti. Resûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- hasta olduğu günleri Hz. Âişe’nin yanında geçirmeyi arzu buyurmuş ve.. devamı →

Veda Haccı’nda Hz. Ebû Bekir Ashâbım!.. Kimin yanında bir emanet varsa, sahibine versin! Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır. Ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız! Allâh’ın emriyle fâizcilik artık yasaktır. Cahiliyetten kalma bu çirken âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib’in oğlu amcam Abbas’ın fâizidir. Ashâbım!.. Câhiliyet.. devamı →

Resûl-i Ekrem’in Vefâtında Resûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- hicretin onbirinci yılı Safer ayının 18-19. günü gece yarısı Cennetü’l-Bâkî’ye giderek orada medfûn bulunan sahâbileri ziyâret ile döndükten sonra mizâcında inhiraf hissetmişti. Beş gün sonra da hastalık kesb-i şiddet etmişti. Resûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- hasta olduğu günleri Hz. Âişe’nin yanında geçirmeyi arzu buyurmuş ve.. devamı →

Mekke Fethi’nde Kureyş, Hudeybiye musâlahasını ihlâl ettiğinden Peygamber Efendimiz –sallallahu aleyhi ve sellem- onbin mücahidle Mekke’nin fethine muvaffak oldu. Hz. Ebû Bekir –radıyallahu anh- bütün bu harekât esnasında Resûl-i Ekrem Efendimizin yanında bulunmuştu. Mekke’nin fethinden sonra Hz. Ebû Bekir –radıyallahu anh- babası Ebû Kuhafe’nin kalbinde îman nuru parlamış, Müslüman olmuştu. Huneyn Gazvesi’nde Huneyn gazvesinde müslümanlar.. devamı →

Uhud Gazası’nda Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Abdullah bin Cübeyr-i elli nefer kemankeş ile bir vadinin ağzına me’mur buyurdu ve “düşman gâlip gelsin veya mağlup olsun benden haber gelmedikçe siz buradan ayrılmayınız” diye kat’î emir buyurmuştu. Hâlbuki Kureyş ordusu ilk defa fenâ halde bozularak dağa doğru firara başlamışlardı. Asâkir-i İslâmiye yağmaya koyuldular. Bu hali.. devamı →

12 Kas 2016
Kasım 12, 2016

Medine Devrinde Hz. Ebû Bekir

0 Yorum

Bedir Gazvesinde Bedir muharebesi Müslümanlar için bir mefkûre harbi idi. Müslümanlar bu uğurda fedakârlıklarıyle azıym bir imtihan geçiriyordu. İki ordu karşılaştığı zaman dövüşecek olan insanların baba, evlad, kardeş, ağabey, amuca, yeğen oldukları görüldü. Hz. Ebû Bekir karşısında henüz Müslüman olmayan oğlu Abdurrahman’ı gördü. Abdurrahman da harp için ilerlediği zaman babasını bulmuştu. Babasına kılıcını sıyırmış, Hz… devamı →

Müslümanlar Medine’ye hicret ettikten sonra zulümden kurtularak hürriyete kavuşmuşlardı. Kureyşliler dinleri uğrunda mallarını, yurtlarını fedâ ederek giden Müslümanların peşini bırakmak istemediler. Çünkü Müslümanlık sapmışlara, şaşırmışlara, karanlıkta kalmışlara yol gösteriyor, bütün nûrunu saçıyor, bütün hidâyetini açıyor, bütün risâletini açık bürhanlarla tavzih ediyor, fakat bunun mukabilinde hırs, menfaat, şekâvet gibi menfur hislerin okları ve kılınçlarıyla karşılaşıyordu. Müslümanlığın.. devamı →